Sendikalar protesto etti...

Kamu sendikalarının Türkiye genelinde uyguladığı iş bırakma eylemine ilçemizde memurlar fazla ilgi gösterirken İş bırakma eylemine katılımın çok fazla olması sendikaların Cumhuriyet Meydanı’nda birer basın açıklaması yaparak, tepkilerini ve hükümetten memur maaş zamlarıyla ilgili taleplerini dile getirdiler.
TÜRKİYE KAMU-SEN FATSA TEMSİLCİLİĞİ
İŞ BIRAKMA EYLEMİ BASIN AÇIKLAMASI
Kavgam, ekmeğim için; sevdam, ülkem için diyerek, her türlü tehdide gülerek bakıp, kutlu mücadelemizin er meydanına koşan çilekeş, cefakâr, vefakâr kamu görevlisi kardeşlerim, çok kıymetli basın mensupları,
Hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu vesile ile defnettiğimiz özel harekâtçı şehidimize Allah’tan rahmet; ailesi ve Türk milletine baş sağlığı diliyoruz.
Memurları, emeklileri enflasyona ezdirmedik deyip, ülkenin kaymağını yandaş çevrelere dağıtanları gördünüz. Günlerce, büyük bir nimetmiş gibi anlatılan, toplu sözleşme tiyatrosunu izlediniz. Siz hep sustunuz ve beklediniz. Şimdi sıra sizde; şimdi herkes susacak; siz konuşacaksınız. Bütün haksızlıkları, yüzsüzlükleri; yalancıların suratlarına çarpacaksınız.
Değerli basın mensupları; kıymetli arkadaşlar;
Yıllardır diyalog, hoşgörü diyoruz. Yıllardır kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerinin ilerletilmesi için mücadele veriyoruz. Elbette bu mücadelenin öncelikli hedefi kamu görevlilerinin toplu sözleşme, grev ve siyaset haklarını da içeren çağdaş, ILO standartlarında sendikal haklardır. İş bilmez iktidarların başarısızlıkları, kötü niyetli yöneticilerin beceriksizlikleri yıllarca sırtımıza yüklendi. Oysa bizler, vatandaşlarımızın doğduğu andan başlayarak, hayatının her anında hizmet üretmekteyiz.
Hastadan bulaşan virüs nedeniyle can veren doktor; kilometrelerce ötedeki köye ders vermeye giderken soğuktan donan öğretmen; haciz ihbarnamesini borçluya tebliğ ettiği için katledilen postacı; yangın söndürürken hayatını kaybeden itfaiyeci, ormancı; asayişi sağlarken şehit edilen polis, zabıta; raylara döşenen bombanın patlamasıyla şehit düşen makinist de biziz. Ancak yöneticiler tarafından her fırsatta hizmet üretmemekle, yan gelip yatmakla suçlanan da biziz.
Bizler bugün hükümetin;
Üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi için,
Tek taraflı uygulamalardan vazgeçerek, tabanın sesine kulak vermesi için,
Büyümeden pay vermediği kamu çalışanına daha fazla cefa çektirmekten vazgeçmesi için,
Kapsamlı ve adil bir sosyal güvenlik sistemi için,
Adil bir gelir dağılımı sağlaması için,
Ülkemizin kaynaklarını faizciye, rantiyeciye değil, işsizliğe son verecek yatırım harcamalarına aktarması için,
Memurlarımızın;
Gerçek anlamda toplu sözleşme ve grev hakkı için,
Farklı statülerde istihdam edilerek haklarının geriletilmesine “dur” demek için,
Onuru, haysiyeti, kariyeri ve kaybettiklerini geri almak için,
Hak için, adalet için, daha güzel yarınlar için iş bıraktık.
Yetkililerin tehditleri bizleri yolumuzdan döndüremedi.
Şimdi yargı kararlarıyla, Anayasa hükmü ile uluslar arası sözleşmelerle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile bizlere tanınmış olan haklarımızı kullanıyoruz.
Hakkımızı alana kadar, mücadelemiz devam edecektir.
Bugün ne güzel bir gün. Bugün; maskelerin düştüğü, gerçeklerin ortaya çıktığı gündür.
Bugün; memurların haklarını iç edenlerin kaçacak delik aradığı gündür.
Bugün; memurlarımız; üzerlerine asılan her türlü asılsız yaftayı parçaladı.
“Memur ne iş yapıyor ki! Yan gelip yatıyor” diyenler, memurların ne iş yaptığını gördü.
Bugün, meydanlarda tüm haksızlıklara karşı meydan okuyan ve tüm riyakârların günahlarını suratlarına çarpan bir ruh var.
YAŞASIN TOPLU SÖZLEŞMELİ GREVLİ SENDİKAL HAK MÜCADELEMİZ YAŞASIN TÜRKİYE KAMU-SEN!
Eğitim-İş Basın Açıklaması
Eğitim-İş Basın Açıklaması
Hükümet, 2012 yılı için kamu emekçilerinin maaşlarına yüzde 3.5+4 zam önerisinde bulunarak, kamu çalışanlarının taleplerini ve yetkili kamu çalışanları sendikalarını ciddiye almadığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu teklif kabul edilebilir bir teklif değildir.
Aslında 4688 sayılı Kamu Çalışanları Sendika Yasası ile sözde toplu sözleşme masalarında haklarımızı almanın olanağı yoktur. Acilen yapılması gereken Uluslar arası Çalışma Örgütü koşullarına uygun, anti demokratik maddelerden arınmış, çalışanların, demokratik, meşru eylem ve etkinliklerini engellemeyen, içerisinde “grev ve toplu sözleşme” olan bir sendika yasasının çıkması için mücadele etmektir.
Yüzde 3.5+4’ün ortalama memur maaşında yapacağı artış 35-35 TL arasındadır. Yüzdelik artış oranında buçuklu artış yapan Hükümet, kamu çalışanlarıyla adeta dalga geçmekte, kamu çalışanlarının emeklerini yok saymaktadır. Hükümeti, bir an önce bu yaklaşımından vazgeçmeye çağırıyoruz.
Kişi başına düşen ulusal gelirin 10 bin doları aştığını, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olduğumuzu, her yıl yüzde 10 civarında büyüdüğümüzü övünerek söyleyen Başbakan, kamu çalışanlarının haklı talepleri karşısında Yunanistan’ı örnek göstermektedir. Yunanistan’da krizin faturasını emekçilerle birlikte politikacılarda öderken, ülkemizde ise Başbakan faturayı yalnızca emekçilere ödetmek istemektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.
Hükümet, 2012 ve 2013 yılları için yüzde 7 ve yüzde 6’lık zam artışlarını hangi enflasyon öngörüsü ile belirlemiştir? Sendikaların ve kamu çalışanlarının taleplerini yok sayan bu anlayışın toplu sözleşme yapmakla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu tamamen baskıcı, köleci ve dayatmacı bir yaklaşımdır.
Ülkemizde açlık sınırı bugün 1050 TL, yoksulluk sınırı ise 3200 TL civarındadır. Kamu emekçilerini, insan onuruna yakışır bir yaşam standardına kavuşturmak için yapılması gereken zam oranı teklif edilenden çok daha fazla olmalıdır..
Ayrıca, ek ödemeleri düzenleyen 666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yaratılan ücret adaletsizliği giderilmeli, eşit işe eşit ücret ödenmelidir. Bu bağlamda, öğretmenlere ve akademisyenlere en az 300 TL ek ödeme yapılmalıdır.
Hükümetin resmi rakamlarına göre, son 9 yıldaki ekonomik büyüme, yüzde 48.3 olmuştur. Ancak kamu çalışanları bu ekonomik büyümeden hiç pay almamıştır. Dolayısıyla bugün en düşük dereceli memur maaşında yaklaşık 400 TL ücret kaybı olmuştur. Bu miktarın da en kısa zamanda maaşlara yansıtılması gerekmektedir.
Öte yandan, yıllardır maaşlarında herhangi bir iyileştirme yapılmayan, açlık sınırında yaşayan memur emeklileri de unutulmamalı, aylıklarına insanca yaşayacakları oranda zam yapılmalıdır.
Eğitim-İş, tüm kamu çalı şanlarının ve emeklilerin haklarını savunmak, insanca yaşam standartlarına kavuşmalarını sağlamak için üretimden gelen gücünü kullanarak bugün tüm Türkiye’de iş bırakmıştır. Bu onurlu mücadelemiz insanca yaşam koşulları elde edilene kadar sürecektir. Her zaman ki gibi haykırarak söylüyoruz;
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADALEMİZ
YAŞASIN EMEK MÜCADELEMİZ
YAŞASIN EĞİTİM İŞ
Eğitim-Sen Basın Açıklaması
Eğitim-Sen Basın Açıklaması
Haklarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkarak Türkiye’nin her yerinde alanları dolduranlar, Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kamu emekçileri olarak, sadece kendisi için değil, insanca bir yaşamı hak eden herkes için grevdeyiz. Yine alanlarda omuz omuzayız. “Bu sömürü düzenine itirazımız var” diyen, kamu emekçilerinin haklı taleplerini sahiplenen herkesi, KESK adına saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Hoş geldiniz.Değerli Dostlar Bugün kamu emekçileri olarak bizimle dalga geçenlere, 2012’nin Türkiye’sinde bizi hala kapı kulu olarak görenlere en iyi cevabı vermek için grev hakkımızı kullanıyoruz. “Grev hakkınız” yok tehditlerini boşa çıkaran yüz binlerce kamu emekçisi bugün tüm Türkiye’de hayatı durdurmuş durumda. Dağın fare doğurmasını bekleyenler dışında herkesin, kamu emekçilerinin, işçilerin, emeklilerin yürekleri bugün bizimle çarpıyor.
adece adı toplu sözleşme olan bu sistemin yürümeyeceği zaten başından belliydi.Grev hakkının olmadığı bir toplu pazarlık sistemi olur mu? İşverenin, çalışanına hangi konularda talepte bulanabileceğini belirlediği, son kararı kendisinin verdiği bir toplu pazarlık sistemi dünyanın neresinde var?İşveren sadece sizi dinleyecek, hatta dinliyor gibi gözükecek. Sonra da “sana verdiğimle yetin daha fazlasını istemeye hakkın yok. Grev yapmaya da hakkın yok” diyecek. Uluslar arası hukuktan doğan anayasal hakkımız, Grev hakkımız, yasal güvence altına alınmayacak. Son söz 11 üyesinin 6 sı hükümet tarafından atanan Hakem Kuruluna verilecek. Buna da toplu pazarlık denilecek. Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir toplu pazarlık? Şimdi “dağ fare bile doğmadı” diye sitem edenlere sormak gerekiyor. Ne oldu, yüzde yarımlık artışlardan sonra dağ fare doğurdu mu? 4688 sayılı yasanın grevsiz ve toplu sözleşmesiz çıkması için hükümete koltuk değneği olmanıza değdi mi? Gücünüzü kamu emekçiklerinden almak yerine sırtınızı iktidara yaslamanıza değdi mi?
Tüm emekçileri, işçileri, halkımızı, yoksulluğun, sefaletin, baskıların karanlık dünyasına karşı mücadele içinde birleşmeye ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz.
YAŞASIN EMEKÇİLERİN BİRLEŞİK MÜCADELESİ!
YAŞASIN GREVLİ TOPLUSÖZLEŞME MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN İNSANCA BİR YAŞAM MÜCADELEMİZ!
NOT: Fatsa’da ilk defa EĞİTİM SEN üyeleri okullara “bu iş yerinde grev vardır” pankartı astılar. Atatürk İlköğretim Okulu bahçe girişine asılan pankart öğretmenler ve halk tarafından oldukça ilgi gördü.