***•***
•Eşinin 3 aydır İstanbul’daki oğullarının yanında olmasından dolayı bekar hayatı yaşayan Arif Gülenç’in, “Telefonla görüşerek hasret gideriyorum. Yapacak başka bir şey yok” dediğini,
***•***
•Sabah kahvaltısında kuş burnu içerek güne başlayan Fazıl Niksar’ın, “Süt parazit yapmaya başlayınca vazgeçtim. Kuş burnu hücrelerimi yeniledi” dediğini,
***•***
Emrah Baygın’ın aracında türkü Söyleyerek seyahat eden Taner Kurt: ‘’Emrah kasise düşme, sesim detone oluyor, yavaş git’’ dediğini,
***•***
• Oturdukları sitenin bahçesinde ki spor aletlerini kullanan Meliha Altay’ın “ Başlangıçta herşey yolunda gidiyordu. Kullandığım spor aletinde attığım üç yüz adım sonrası belimin tutulması üzerine üç gündür yatıyorum. Bir daha bu aletleri asla kullanmam yürüyüşle yetineceğim” dediğini,
***•***
•Kızının haziran ayı içerisinde yapılacak olan nişan töreni için hazırlıklarını sürdüren Havva İyi’nin, “ Bu işler hem çok keyifli hem de çok zormuş. Evlatlarının mürüvvetlerini gören arkadaşlarımdan tavsiyeler alıyorum. Allah herkese böylesi mutlu günler görmeyi nasip etsin” dediğini,
***•***
•Avrupa seyahatinden dönen İsmail Sade’nin, “ Avrupa kazan, ben kepçe gezmediğim ülke kalmadı; ama Fatsayı ve dostlarımı bir an olsun aklımdan çıkaramadım. Şükür kavuşturana..” dediğini,
***•***
•Kanal D‘nin Mutfağım adlı yemek proğramına katılan Candan Bursalıoğlu’nun, “ eşimin isteği üzerine katıldığım proğramda yaptığım çeşitlerden biri olan Karadeniz Pidesi’ni çok beğenen dostlarımızın artık pazar günkü pide keyfini evimizin bahçesinde yapmak istediklerini söylemelerinden büyük memnuniyet duydum” dediğini,
***•***
•Düğün sezonunun başlamasıyla ağzı kulaklarına varan Ercan Er’in, “Bu yıl da yine düğün, dernek bırakmayıp, huyu huyuma, suyu suyuma uygun bir kız bakacağım için mutluluktan uçuyorum” dediğini,
***•***
•Sabah kahvaltısındaki menümde yok yok diyen Ecz. Şükrü Yalman’ın, “Kapımız tüm dostlarımıza açıktır. Zengin menümüzden istifade etmek isteyen tüm dostlarımızı beklerim” dediğini,
***•***
•Son günlerde yüzünde gülücükler eksik olmayan Muharrem Göç’ün, “Havalar ısınınca benim de yüzüm gülüyor. Yağmur yağınca suratım asılıyor” dediğini,
***•***
•Kıbrıs’ta okuyan oğlunu her gün telefonla arayan İhsan Oral’ın, “Çocuğu kendi başına bırakmamak lazım. Telefonla da olsa takip ediyorum” dediğini,