Köşe yazısı
NE ZAMAN ÖNLEMLER ARTIRILACAK?
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında 22 Eylül’de meydana gelen silahlı saldırıda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralandı. Yaralılardan bazıları Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Saldırının ardından şüpheli yakalanırken, annesi, babası ve dedesi de gözaltına alındı. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.
Öncelikle yaralanan evlatlarımıza Allah’tan acil şifalar diliyorum. İnşallah en kısa zamanda sağlıklarına kavuşur, aileleri de bu acı günleri geride bırakır.
Hepimizin evlatları, torunları var.
Bu nedenle yaşanan olayın hepimizi derinden etkilediğine inanıyorum.
Benzer olayları geçtiğimiz yıllarda da yaşadık. Her defasında büyük üzüntü duyduk, endişelendik ve “Bir daha yaşanmasın” dedik.
Ama insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor:
Yaşananlardan neden yeterince ders çıkarılmıyor?
Neden daha önce alınabilecek önlemler, ancak acı bir olay yaşandıktan sonra gündeme geliyor?
Bu olayın ardından ben de yıllar öncesine gittim.
Kız kardeşim Av. Jülide Altuntaş Ertürk, İstanbul Robert Kolej’de öğrenciyken zaman zaman kendisini ziyarete giderdim.
Rahmetli annem de her anne gibi evladına yiyecek, içecek gönderirdi. Ben de onları götürür, hem kardeşimi görür hem de biraz sohbet edip hasret giderdikten sonra Fatsa’ya dönerdim.
Ancak kardeşimi ziyaret etmek öyle kolay değildi.
Okulun girişinde güvenlik kontrolü vardı. Ziyaret edeceğim kişinin kim olduğunu ve kiminle görüşeceğimi güvenliğe bildirirdim. Güvenlik görevlisi daha sonra ana binaya haber verir, yaklaşık 10-15 dakika sonra kardeşim güvenliğin bulunduğu bölüme gelirdi.
Böylece birkaç aşamalı güvenlik kontrolünün ardından görüşmemiz gerçekleşirdi.
Yaklaşık bir saate kadar sohbet eder, hasret giderirdik.
O yıllarda bu uygulamaları belki biraz ağır buluyorduk. Ancak bugün yaşananlara baktığımda, çocuklarımızın ve gençlerimizin güvenliği söz konusu olduğunda güvenlik tedbirlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşünüyorum.
Elbette hiçbir okulun cezaevi gibi olmasını istemeyiz.
Çocuklarımızın özgür, huzurlu ve güvenli bir eğitim ortamında yetişmesini isteriz.
Ancak güvenlik ile özgürlük arasında doğru bir denge kurmak da zorundayız.
Manisa Turgutlu’daki olayın okul binasının dışında, öğrencilerin okula gittiği sokakta meydana gelmiş olması da üzerinde özellikle düşünülmesi gereken bir konu. Yetkililer, saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, silahın muhafaza koşulları, ailelerin bakım ve gözetim yükümlülükleri ve olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddiaları araştırıyor.
Bütün bunların titizlikle araştırılması gerekiyor.
Fakat bunun yanında daha geniş bir soruyu da sormamız gerekiyor:
Okullarımızın çevresinde çocuklarımızın güvenliği için daha ne gibi tedbirler alınabilir?
Giriş-çıkış güvenliği…
Okul çevresindeki güvenlik…
Silahların çocukların erişimine ulaşmasının önlenmesi…
Akran zorbalığının daha erken fark edilmesi…
Risk taşıyan öğrencilerin ve durumların zamanında tespit edilmesi…
Aile, okul, rehberlik servisleri ve güvenlik birimleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesi…
Bunların hepsi birlikte ele alınmalı.
Çünkü çocuklarımızın güvenliği söz konusu olduğunda, “Bir daha böyle bir olay yaşanmasın” demek yetmez.
Önemli olan, böyle bir olay yaşanmadan önce gerekli tedbirleri almaktır.
Benim asıl merak ettiğim de budur:
Acaba bu müessif olaydan sonra hangi önlemler alınacak?
Okullarımızda güvenlik tedbirleri ne zaman artırılacak?
Yeni bir acı yaşanmadan önce gerekli düzenlemeler yapılacak mı?
Bütün anne ve babaların, bütün büyükannelerin ve büyükbabaların beklentisi aslında çok basit:
Çocuklarımız sabah evden okula giderken, akşam da sağ salim evlerine dönebilsinler.
Bunun için alınabilecek her türlü tedbir, zaman geçirilmeden alınmalıdır.
Çünkü bazı önlemler vardır ki, geç alındığında bedeli çok ağır olabilir.




