BAYRAM ÜZERİNE
Kiminle konuşsak ‘’Nerde o eski bayramlar?’’ sorusu ile karşılaşıyoruz. Aslında yanlış bir soru olduğu iddia edilemez. Gerçekten de nerde o esk bayramlar. Pek! Ama eski bayramları yeni bayramlardan ayıran neydi isterseniz birlikte bir göz atalım:
İzninizle incelemeyi Fatsa üzerinden yapmak istiyorum. Fatsa’nın nüfusunun bu kadar olmadığı (10-15 binlerde olduğu) yılları düşünelim. Resmi bir istatistik olmamakla beraber erişkin nüfusun % 80 lik kısmının oruçlu olduğu söylenebilir. Eski kuşak hatırlayacaktır bütün lokantalar ramazan ayında kapanır, yıllık bakım ve onarım işlemlerini yaparlardı. Çünkü çalışmaya devam edecek olsalar da müşteri bulmaları mümkün olmazdı. Elbette seferi durumda olan, ya da sağlık sorunları nedeniyle oruçlu olmayıp öğlen yemeği yiyenler de vardı. İşte bu ihtiyaç için Fatsa’da benim bildiğim bir tane lokanta açık olurdu. Kavlan ağaçlarının hemen yanında bir lokanta hizmet vermeye devam ederdi. Ancak ramazan boyunca içinde yemek yiyenlerin dışardan gözükmemesi için tül perde ile yetinilmeyip, ayrıca bir de camlara gazete kâğıdı yapıştırılırdı. Hatta lokantaya yemek yemeye girenler kapıdan içeri girmeden önce bir sağa, bir de sola bakıp içeri girdiğini gören bir tanıdık olup olmadığını kontrol eder öyle girerdi. İnsanlar gerek dine ve gerekse birbirlerine saygılı idiler. Yıllar ilerledikçe bu saygıda azalmalar oldu. Yine Fatsa’da önce bir sokak (Özgürlük Meydanı adı altında) yeme içmeye açıldı. Daha sonra özellikle bugünlerde nerdeyse ramazan ayı içinde olduğumuzu unuttuk. Her türlü yiyecek içecek hemen her yerde nerdeyse serbest oldu. Dine, birbirimize saygımız azaldıkça azaldı. Ramazanın ve bayramın insanlar nezdinde değerinde gözle görülür bir azalma oldu.
Şimdi birlikte bir fikir yürütelim: Bir ay boyunca gündüzleri yememiş, içmemiş, tüm zevk ve heveslerinden mahrum kalmış bir insan ile daha önce 11 ay boyunca yaptıklarına devam etmiş bir insanı karşılaştıralım. Bayram günü hangisi için daha önemlidir? Elbette bayramlar eski bayram tadını vermez. Bizler bayramlara eski tadı verecek önemi veremiyoruz.
Kimse yanlış anlamasın. Burada hiç kimsenin dinine inancına laf etmek istemediğimiz gibi, kimseyi inancından dolayı eleştirme yolunu da seçmiş değiliz. Sadece ve sadece gözlemleye bildiğimiz kadarıyla eski bayramlarla, bugünkü bayramlar arasındaki farkı tespit etmeye çalışıyoruz.
Elbette eski bayramlarda Şekerci Ahmet Dayının dükkânındaki kuyruklar, Dondurmacı Hacı Dayının arabası önünde sıra beklemeler, pırıl pırıl kıyafet giymiş çocuklarının elini tutan anne ve babaların sahilde tur atmalarını unutamıyoruz. Kapı zillerini çalan davulcuların bahşiş beklentileri, bayram şekeri toplayan çocukların gün boyu guruplar halinde dolaşmalarını da keza unutmanın mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ama her geçen gün yeni bir dünya kuruluyor ve maalesef insanlar kurulan o yenidünyadaki yerini alıyor. Bizim ömrümüz yetmez ama bir 50 yıl geçtikten sonra acaba bugünkü bayramları da arar olacak mıyız?
Bu vesile ile: bugünkü bayramları aratmayacak, şen şakrak bayramları sağlıklı ve huzur içinde görmenin herkese nasip olduğu iyi bir gelecek dileklerimle tüm okurların bayramını candan yürekten kutluyorum.


