Görüntülenen Sayı: 2824
2843 | Yayım Tarihi: 31 Ekim 2025 Cuma
  • Ana Sayfa
  • Haberler
  •  Spor 
  • Köşe Yazarları
  • Bunları Biliyor musunuz?
  • Vefatlar
  • Güneşlik
  • Dost Siteler
  • Künye
  • İletişim
  • Son Sayı
Ana Sayfa » Köşe Yazıları » EN GÜZEL HEDİYE

EN GÜZEL HEDİYE

Berrin NUROĞLU

Berrin NUROĞLU

gunesgazetesi.yahoo.com
Facebook'ta Paylaş

Son dersimin  bitiş  zili  çalınca  keyifle   çantamı  toplayıp,  koşar adımlarla okuldan çıkıyorum… Bugün  dayıma  gideceğim,  yengemin  peynirli  poğaçası  ve  yanındaki  çayın heyecanıyla  Taşbaşından  iki  dakikada  Çömlekçiye  geçiyorum…
 
Yengem,  Rus  Pazarının  karşısındaki  evinde,  neşeyle  karşılıyor  beni, ‘’çay  hazır  balkonda  içelim‘’  diyerek  davet  ediyor… Balkona  geçince  şöyle  bir  etrafa  bakayım  derken  göz  göze  geliyoruz… Aramızda  iki  metrelik  daracık  bir  yol  var.. Otele  çevrilmiş  karşı  apartmanın  balkonunda,  kısacık  kızıl  saçlı  hanım  elindeki  insülin  şırıngasını  koluna  saplayıp  içindekini  boşaltıyor… Küçük  bir  tebessümle  selam veriyorum,  gülerek  göz  kırpıyor  bana….
 
Babaannem  yaşlarında  hatta  babaannemle  aynı  kiloda,  babaannem  gibi  şeker  hastası   bu  kızıl  saçlı  Rus  hanıma  bakmak  kalbimi  sızlatıyor…  Bu  yaşta  neden  bu  durumda?  Benim  babaannem  şu  anda  evinde  komşularıyla  çay  keyfinde…. Torunlarını sevip,  çocuklarıyla  vakit  geçiren  babaannem  ve  ülkemdeki  tüm  babaanneler…  Yaşlarının  gereği  olarak  artık  hayatlarının   her  anını  kıymetli  geçirmesi  gereken  babaanneler…
 
Hanımefendi  kırmızı  elbisesini  giyip, tekrar  balkona  çıkıyor,  elindeki  aynaya  bakarak  rujunu  sürerken,  otel  kapısının  önünde  beliren  müşterisi  beyefendiye  eliyle  işaret  ediyor…  Biraz  sonra  aynı  yaşlardaki  dört  Rus  hanım  beyefendinin  yanına  iniyorlar… Sokak  ortasında  her  gün  aleni  bir  şekilde  yapılan  pazarlık  başlıyor,  anlaşmaya  varılınca  beraber  gidiyorlar…
 
Arkalarından  bakarken  kalbimdeki  sızı  daha  da  çok  artıyor…
 
Oysaki,  son  sayfalarına  geldiğim  Gorki’nin  ANA  kitabında  her  şey  çok  başkaydı…        ‘’Asık  suratlı,  kasları  hala  yorgun  insanlar,  ürkütülmüş  hamam  böcekleri  gibi  dışarı  fırlarlardı  kül  rengi  evlerinden’’   diyerek  başlayan  kitapta;   yoksul,  ezilmiş,  sefil  hayatların  başkaldırısı,  büyük  bir  mücadele  ve  umut  vardı…  Kahraman anne Pelageya oğlu  Pavel’le  beraber,  kadınlar  için,  çocuklar  için,  tüm  insanlık  için  mücadele  ediyordu… Orada   aydınlık  yarınlar,  güvenli  gelecek  vardı …  Bolşevik  İhtilalini  yapan  insanların,  mutlu  insanlar  hedefi  vardı….
 
Böyle  olmamalıydı….
 
İnsanoğlu  dünyaya   geldiğinden  beri  bütün  buhranların  bedelini  en  ağır  ödeyenler hep  kadınlar  oluyordu… Sovyetlerin  büyük  bir  hüsranla  dağılmasının  ardından,  yaşanılan ekonomik  sıkıntı  kadınlarının  başka  ülkelerde  fuhuş  yapmasına  neden  olmuştu… Eşit  gelirle,  özgürlükleriyle   toplum  olarak  herkesin  mutlu  olduğunu  zannettiğimiz  o  büyük  güç,  bir  anda  yok  olmuş,   yerini  hayal  kırıklığı   ve  umutsuzluk  almıştı….
 
Yengemin, ‘’çayını  soğuttun,  bırak  şu  ‘’nataşa’’ları’’  sözüyle  masaya  oturuyorum…  ‘’Bunların  yüzünden  ne  huzurumuz  var  ne  de rahatımız’’  diyen  yengem  mahallede  her gün  yaşanan  kavgaları  anlatıyor..  ‘’Çok  yazık’’  diye  cevap  veriyorum…  Aslında  Bolşevik İhtilali  ile  Çarlık  Rusya’sının  ağır  yaşam  şartlarından  kurtulup,  Rusya’daki maddi  üretimin,  verimliliğin  artırılması  ve  toplumsal  eşitliğin,  özgürlüklerin  sağlanmasının   hedeflendiğini,  Rus  halkının  bunun  için  büyük  bir  mücadele  verdiğini  ağır  bedeller  ödediğini  kendimce  anlatıyorum…
 
Yengem  beni  çok  sevdiği  bir  diziyi  izler  gibi  gözlerime  bakarak  dikkatlice  dinliyor,  ve  sözlerim  bitince,  ‘’bunlarda  akıllı  adam  yokmuş,  batırmışlar  ülkelerini,  çok  şükür  bizim  ülkemiz  Cennet  gibi,  ATATÜRK’ün  kıymetini  bilelim’’  diyordu…. ‘’ Kurban  olayım  ben  O’nu  yaratana… O,  çok  akıllı  bir  adamdı,  ateş  çemberinden  bir  ülke  kurtarmış,  ve  biz  kadınlara  da  haklar  vermiş,  hediye  etmiş’’..  Tıpkı  okuldaki  öğretmenlerim  gibi  konuşan  yengemin   sözleri   çok  hoşuma  gitmişti… Özellikle  ‘’hediye’’ sözü  çok  doğruydu…
 
İnkılaplar  için  hiçbir  mücadele  vermeyen,  bunun  için  emeği  olmayan  Türk  Milletine,  ATATÜRK  hepsini  hediye  etmişti… İşte  bu  hediyelerin  en  güzeli  de  CUMHURİYET  idi… Tek  kişinin  değil,  halkın egemenliği  olan,  milletin  sözünün  esas  olduğu,  özgürlüklerin  ve  eşitliğin  ilke  kabul  edildiği,  insan  onuruna  çok  yakışan   o  şahane  hediye… Tabi  anlayanlara…
 

Yalnızca aboneler yorum yazabilir.

Abone Bilgileri

Abone girişi yapınız
Abone Kodu:
Parola:
Şifrenizi almak için tıklayın

  • Hava Durumu
  • Arşiv


Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü






 Güneş Gazetesi © 2005-2026 Her hakkı saklıdır.