TARİHİ GÜNLER
27.Mayıs. 1960 günü Gölköy İlçemizin Uluvahta Yaylasındaydım. Hiç uutmuyorum.12.Mart.1971 tarihinde Ataköy 4. Kısımda sınıf ve sıra arkadaşım Nadir Reis kardeşimin evinde misafirdim. Yine hiç unutmuyorum.12. Eylül.1980 Cuma günü Florya Beşyol’da kendi evimde idim ve keşfe gitmek üzere hazırlanırken gece olup bitenleri öğrendim. Unutmam mümkün değil!
19.Mart.2025 tarihi de bu unutamadığım günlerden birisi olarak benim tarih bilgilerim arasında yer alacak ve nasıl 27. Mayıs. 1960 gününü 65 yıl sonra hatırlıyorsam aynı şekilde hiçbir zaman ve asla unutmayacağım. Sadece benim için değil demokrasiye zerre kadar sempatisi olanlar için de unutulmaz bir gün olarak anılarında yer alacağına inanıyorum.
Olay sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce gözaltına alınması arkasından tutuklanması olayı değildir. Aynı tarihte gazeteci İsmail Saymaz gazetecilik görevini yaptığı için tutuklanmıştır. Görevi haber kaynakları ile görüşmek ve halkı bu konularda aydınlatmak olan İsmail Saymaz; ‘’Haber kaynağı olan ve halen tutuklu veya hükümlü olan Gezi sanıları ile neden görüştün?’’ diye gözaltına alınmış ve ev hapsi ile cezalandırılmıştır. Bu yetmiyormuş gibi arkasından Saraçhane’de polislerin kullandığı orantısız güçleri görüntüleyen televizyon ve gazetelerin muhabirlerini hem de sabaha karşı evlerinden alınmışlardır. Bu yazının yazıldığı sırada çok sayıda gazeteci halen emniyet nezarethanesinde gözaltında bulunmaktadır. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Kabul de edilemez, af da edilemez!
Diğer taraftan: Yargının üçayağı vardır. Sav, savunma ve yargı. Sav savcı tarafından, savunma avukatlar tarafından, yargılama da yargıçlar tarafından yapılır. Bu üçlüyü birbirinden ayırmak mümkün değildir. Adliye binalarında yargıç ve savcıların çalışma odaları olduğu gibi avukatların da her kalemde çalışma masaları vardır. Yani adliye binaları avukatların iş yerleridir. 1136 sayılı avukatlık yasasının 1. Maddesi avukatlık mesleğinin KAMU HİZMETİ olduğunu yazmaktadır. Kamu hizmeti ifa eden avukatlar iş yerleri olan adliye binasına sokulmamıştır. Bu akılla, mantıkla izah edilecek bir durum değildir. İşte bu nedenle tarihi ve unutulamayacak günler yaşanmaktadır.
Geçen haftaki yazımda Sayın Ekrem İmamoğlu’nun anne ve babasının da bu adamı neden dünyaya getirdiniz diye gözaltına alınacağını yazmıştım. Bu aşamayı da atlayarak doğrudan Sayın İmamoğlu’nu tutukladılar. Gazetecileri görevlerini yaptıkları için cezalandırıyorlar. Avukatları iş yerlerine sokmuyorlar. Böyle giderse yarın öbürü gün kendilerinden olmayan iş yeri sahiplerine iş yerlerini açtırmayacaklar, hatta belki de muhalif olan cami imamlarını neden namaz kıldırıyorsun diye tutuklayacaklar. İşte yaratılan bu korku imparatorluğu nedeniyle tarihi günler yaşıyoruz. Hiçbir faydasının olmayacağını da yazmadan geçmeyeceğim. Çünkü İmamoğlu cezaevinden, Özlem Gürses ve İsmail Saymaz evlerinden hiç korkmadan bildiklerini okumaya devam ediyor. Yine de tarihi günler yaşıyoruz.