UYUYAN, İLGİSİZ TOPLUM...
Gündem o kadar hızlı ilerliyor ki başımız dönüyor esasında. Bizde bitse olaylar,sağolsun dışarıdaki uğursuzlar yetişiveriyor hemen. Işid denen ne yidüğü belirsiz grup milletin kafasını kesiyor ve Ortadoğuda yanan ateşi körüklemeye devam ediyor. Bunları kimin niye desteklediğini ve nereden çıktığını sormak isterseniz,sadece şiilere saldırmasını ve İran nüfusunun tamamına yakınının şii olduğunu söylemek yeterli sanırım. Neden bu kadar başı boş gezebildiklerini ve sadece tüfekle şehirleri işgal ederek hızlı ilerlediklerini de,bu bölgelerin okyanus ötesindeki patronlarına sormak lazım. Bizim durumumuz ise her zaman ki gibi "çok bağıran"sokak çocuğu gibi. Hiç dikkate alınmayan,evsiz ve umursanmaz durumumuzu hala koruyoruz.
Gelelim sınırın içine. Van Hakkari,Bingöl Hakkari yolları ve Lice Şırnak ve Yüksekova başta olmak üzere yaşanan garip olaylar. Bölücü başı ile yürütülen müzakereler devam ediyor ama yol kesmeyi başlatan çoluk çocuğa da birileri niye laf anlatamıyor bilmek istiyor insan. Hükümet sürekli ve sadece yanlış yapıyor olamaz bu süreçte. Başka birşey var gibi sanki.Fotoğrafın tamamına baktığınızda etrafınızda yangınların şiddetlenerek devam ettiğini göreceksiniz ve buradan çıkan dumanın da rüzgarın etkisi ile bize de geleceğini ve önlem almazsak ta zehirleyebileceğini bilmemiz lazım. Bu yangını azdıran bize ait rüzgarlar olmadı dersek haksızlık etmiş oluruz. Sıfır sorundan,sıfır dosta gelmek bir büyük başarıdır kör bakanlara.
Ülkenin batısında ve büyük şehirlerde yaşanan basit sokak olaylarında silahını kullanmaktan çekinmeyen güvenlik güçlerinin ve başlarındaki idarecilerin,doğuda yaşanan bu garipliklere karşı "yapmayın çocuklar,lütfen evlerinize dönün"çağrısı komik ve adaletsiz.Onlara gösterilen bu cürret bayrağımızı hem de askeri bir tesiste indirme cesaretini bulmalarını sağlıyor. Polis ve asker orada silah kullanmadığı için suçlanırken,kullansa idi eminim "açılımı"baltalamakla suçlanacaktı. Sadece iki ucu değil,tamamı pis bir değnek bu. Yıllardır kirletilen ve her gelenin temizlemekle uğraştığı ancak bir türlü başaramadığı bir değnek.
Herkes sadece huzur istiyor. İyi ve güçlü bir ekonomi istiyor. Dış dünya ile iyi ilişkiler kuran bir ülke istiyor. Gelişmişlik düzeyimizin ve kültürel yapımızın ilerlemesini istiyor. Bunu sağlayabilmek için de dünya ile iletişim kurabilecek ve ufku hiçbirimizin göremediği kadar uzağı görebilecek birini arıyoruz Cumhurbaşkanı adayı olarak.Bulunabilir mi bilmiyorum ama,adı geçenlerin toplumu tatmin etmediği gerçek.
Benim nacizane Cumhurbaşkanı adayım ise,yaşanan bu son gelişmelerden sonra en azından şimdilik ;Kardak krizi denilen olayı bir saatte çözen ve yunanlıların bize ait adayı saldıkları koyunlar ve keçilerle işgalini,düzenlenen askeri operasyonla sonlandıran ve adaya Türk Bayrağını diken dönemin Başbakanı Sn Tansu Çiller. Bakın o günlerden,nerelere geldik. Musul Başkonsolosluğumuz bir avuç çapulcu tarafından basılıyor,konsolos ve özel harekatçılardan oluşan 50 kişi rehin alınıyor,bizim ülkemiz bunu haberlerden öğreniyor,yetkililerimiz Abd,Rusya ve diğer abi ülkelerle telefonla iletişime geçiyor,atılan palavralar havada uçuşuyor.Ne ciddi bir tepki,ne bir askeri operasyon,ne medyada anormal bir baskı vs. Sanki konsolos ve yanındakiler Işid örgütüne misafirliğe gitmişler gibi davranıyoruz hepimiz.Bu ne biçim iş anlayan var mı ?Kamuoyu derseniz,çantadan çıkacak çatı adayını bekliyor derken,Mısır Kahire doğumlu,adını bile 2 dakikada telaffuz ettiğimiz birini aday gösteriyor muhalefet.Yazacak yer kalmadığı için adayın uzun olan adını yazamıyorum.Zaten kimsenin de umrunda değil ya,katılmadığımız dünya kupasını kim kazanır diye daha fazla merak ediyor insanlar...Kalın sağlıcakla...