YENİ SİLAH YASA TASARISI
AKP Grup Başkanvekilinin, yeni silah yasa tasarısının, bu dönem meclis yoğunluğu nedeniyle, Mecliste görüşülemeyeceğini ve bu şekilde yeniden düzenleme gerekeceğini söylemesiyle, insanların yüreğine biraz olsun su serpilir gibi oldu.
Kamuoyunda oluşan tekiler nedeniyle olsa gerek, TBMM silah alt komisyonunda bu ay kabul edilen yeni silah yasa tasarısı, gündem yoğunluğu bahane edilerek, bu dönem Meclis görüşmelerinde oylanarak yasalaşmayacağı söylendi.
Uzun bir aradan sonra, ilk defa halkın tepkisinin dikkate alındığını düşünüyorsam da, bu düşünce için de henüz erken olabilir. Çünkü bu tasarı da sessiz sedasız oylanıp, çoğunluk tarafından kabul edilebilir.
Hergün, ateşli silahlarla ölümlerin gittikçe arttığı, aynı oranda yaralanmaların da had safhada olduğu bir ülkede, yeni tasarıyla, bir kişiye beş silah verilmesi, tüfek edinme yaşının 18, silah edinme yaşının 21 olarak düzenlenmesi ve geçici ruhsatın kaldırılıp gerçek ruhsatın çabuklaştırılması, bir de silah alacak kişilerden heyet raporu değil de, sadece bir doktorun raporunun yeterli görülmesi, silah reklamlarının serbest hale gelmesi, silah edinme ve kullanma koşullarında artık çok büyük kolaylıklar sağlıyor.
Bu tasarının, iyiniyetli olarak; nasıl olsa ruhsatsız silahlarla insanlar bu suçları işliyor, bizler işlerini kolaylaştırıp silahlara ruhsat verirsek, belki suç oranlarını düşürürüz, silahı daha ulaşılabilir kılar ve onları silahtan uzaklaştırırız, yasak olan insanı çeker mantığıyla düzenlendiğini düşünebiliriz. Fakat bizim ülkemizde patlak veren bu silah çılgınlığının, toplumsal bir bozulmadan ve her şeyin normalleşmesinden kaynaklandığı düşünülürse, silahlar ne kadar kolay elde edilirse, suç oranı da o şekilde artacaktır.
Ateşli silahlar adam öldürme suçlarında en çok kullanılan araçlardır. Üstelik bir bıçak, ya da kavga gibi, geri dönüşü olan sonuçlar değil, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğururlar. Üstelik bir insana silah yönelttiğinizde belki öldürme fikri olmayan biri bile, o fikre sahip olacaktır. Artık geri de dönüş yoktur. Kendiniz korumak için silah taşıdığınızda, birinin aklından bu niyet geçiyorsa, her an tetikte olmanız ve çok iyi bir atıcı olmanız gerekir ki, bu da çok zor bir ihtimaldir. Çatışma çatışmayı, tehlike tehlikeyi doğurur.
Toplumuzda sevinçlerin, hüzünlerin, kızgınlıkların sonunda silah yüzünden hayatını kaybetmiş bir sürü insan vardır. Bir düğünde zevk için havaya açılan ateşten ölen damat, gelin, çocuklar; töre yüzünden, din yüzünden tek kurşunla hayattan koparılan canlar; katliamlar, camlardan, arabalardan, sokak çatışmalarından fırlayan ve nereden, kimden geldiği bilinmeyen kurşunlardan hayatını kaybedenler, çocuk arabasında uyurken gelen bir kurşunla yitip giden bebekler, cinnet geçirenler, ailelerini, yakınlarını, borçlularını, alacaklılarını, ortaklarını, her kesimden insanı gözünü kırpmadan bu dünyadan koparan onca insan bu toplumun gerçeğidir. Her geçen gün artan, bu şiddet olaylarında kullanılan silahın da, bu denli kolayca ve adeta teşvik edilerek halkımızın hizmetine sunulması kabul edilemez bir gerçektir. Toplum olarak silaha değil, eğitime; düşmanlığa değil, sevgiye; korunmaya değil, korumaya yönelmeli ve bireysel silahsızlanma için elimizden geleni yapmalıyız.